Yaratılış
(1) Kılıcını kaldırdı S'arrus. Karşısında, kısa süre önce Abyss'e düşmüş esten'den bir parça ve büyülü Eun Çölünden kumlar duruyordu. "Güçlü olanlar, Güçlü olmak isteyenler ve Güç olanlar." diye fısıldadı. Önünde üç cisim belirdi, ardından pelerinlere büründüler. Siyah bedenlere sahip ruhlardı bunlar, Abyss'in üç lordu, Bæl, Uhb ve Zeb.(2) S'arrus hepsine baktı ve başıyla selam verdi. Elini kaldırdı ve Bæl'i Koyu Kırmızı, Uhb'u Siyah ve Zeb'i Buz Mavisi bir taşa hapsetti. "Bu sizlerin Aesten'deki yetkilerinizdir." dedi ve onları Aesten'in parçalarının olduğu yere doğru gönderdi.
(3) Mızrağını kaldırdı Adramelech. Karşısında kısa süre önce Abyss'e düşmüş esten'den bir parça ve büyülü Eun Çölünden kumlar duruyordu. "Adalet, Bilgeler ve Yakanlar." diye fısıldadı. Önünde üç cisim belirdi, Cennetten üç ruh vardı. Üç ruh gri bedenlere sahipti ve cübbelere büründüler. Mekhæ, Gabræ ve Luciæ'ydi bunlar.
(4) Adramelech hepsine baktı ve eliyle selam verdi. Ayağa kalktı ve Mekhæ'yi Gümüş, Gabræ'yi Beyaz ve Luciæ'yi Koyu Turuncu bir kristale hapsetti. Kristalleri Aesten'in parçalarının yanına gönderdi ve orada bekledi. Makhæ ve Gabræ diğer kristallerden ayrı, Luciæ ise ortada ama Zeb'e tam karşıt olacak şekilde durdu. Aesten'in parçaları yaklaşmaya başladı.
(5) Sifaus, Cehennemden topladığı ruhları, tahtının karşısında bekletti. "Yıkan, Boğan ve Kıran." dedi onlara. Gia'yı Kahverengi, Aua'yı Mavi ve Aei'yi Renksiz bir kristale hapsedip Aesten'in parçalarının yanına gönderdi.
(6) Böylelikle parçalanmış Aesten tekrar bir bütün oldu ve kristaller Aesten'in tam altına gömüldü. Aesten daire şeklinde bir gezegendi ve hep böyle olmuştu, olacaktı. Dokuz ruh'dan ve üç yaratıcıdan başka tanrılar da vardılar. Aynı zamanda Dokuz Ruh'un öğrencileri oldu, onlarda başka alanlar yarattılar. Böylelikle Aesten çeşitlilik kazandı ve görülmüş en değişken gezegen oldu.
(7) Yog-Sothoth'dan bir parça değdi gezegene ve gezegen diğer boyutların bir parçası oldu. Çok nadiren, bir alanda büyük güç biriktiğinde, kendi kendine portallar açılır oldu.
(8) Sonra yeryüzünde, halkların ilkleri gözüktü. Önce insanlar vardı. Adada Yaşayanlar. Onlara Atai dendi ve Tanrılar ile Ruhlar onlara tüm Aesten'in bilgeliklerini verdiler. Ancak üç gün üç ay ve üç yüzyıl sonra büyücüler Kristallerin peşine düştüler. Bunun üzerine Ada yıkıldı ve bilgelikler yok edildi. Ancak kristaller bir söylenti olarak halk arasında kaldı.
(9) Ardından, nasıl olduğu bilinmeyen bir sebeplerle diğer ırklar geldiler Aesten'e. Kimse, onlar bile, nasıl oldukları bilmezler. Ancak bilinen odur ki, Elfler ilk önce yabanıl hayatla ormanlarda, Cüceler ise dağların dibinde çıkmışlardır. Yine de, Cüceler yeryüzüne çıkmadan önce, yeraltına büyük mağaralar ve salonlar kazdılar; şimdilerde pek çoğu kapatılmış ve unutulmuştur.
(10) Cücelerin yeryüzüne çıkışları çok daha sonralara denk gelir. Toprak Kristalini bulmalarıyla başlar esasında. Toprak, onları her zaman ödüllendirmiş olsa da, Artan zenginlikleri sonunda Kristali kendi malları gibi görmeye başladılar. Kibirleri iyice artınca, Kristal'in Ruhu onları cezalandırdı. Salonları ve mağaraları çöktü. Bir kısmı dipte bir kısmı yüzeyde kaldılar. Yüzeyde kalanlar yer yüzüne çıktılar.
(11) Güneşi ilk gördükleri yer, Ejderadalarıdır. O zamanlar orada Ejderkralları yaşamaktaydı ve Cücelerin Ejderlere olan nefreti buraya dayanır.
(12) Elfler ise, ormanlarda yaşadıkları süre sonunda üçe ayrıldılar. Birinci grup iyice yabanıllaştı ve ormanlarda, ağaçların tepelerine kurdukları derme çatma yerlerde yaşadılar. Bir grup, ormanlardan tamamen ayrılıp büyük ve yüce şehirler kurdular. Taş sanatlarını geliştirdiler. Bir grup ise kuzeye gittiler bir fısıltının ardından. Tıpkı yüzeydeki cücelerin bir kısmı gibi ve Eun Çölünde yaşayan bazı Eun Kabileleri gibi, kuzeye geldi onlar da.
(13) Kuzeyde üç halktan kişiler vardı ve bilmeye bilmeye bu sonsuz kışın diyarına gelmişlerdi. İnsan gibi tutkulu, Elf gibi uzun yaşama sahip ve dayanıklı ve Cüce gibi sağlam ve güçlü bir ırk çıktı ortaya zamanlar. Illadan dediler kendilerine. O diyarın tamamına da Illadanes. Böylelikle kuzey ülkesi ele geçirildi.
(14)Halkların refahı yüksekti ve pek çoğu birbirini tanımıyordu bile. Bunlar Yaz ve Kışın savaşından önceydi ve o zamanlar Eski Tanrılar dönmemişti. Denir ki, Adaleti sembolize eden Kristal, Eski Tanrıların dönmesi ile yolunu şaşıran bir kadın, yanlışlıkla Kristale çarpmış ve onu büyük bir uçurumdan düşürüp kırmış. Kristale bağlı olan Adalet'in Ruhu orada yok olmuş.
(15)Denir ki, Aesten'de, adalet o zamandan beri kayıptır. Ve Adaletin izine sadece, Kristalin Kırıldığı rivayet edilen, Nioa dağları eteklerinde ulaşılır.