Adam

Canlı müziğin bile yavaş yavaş öldüğü küçük ve dumanlı bir bar bodrumunda oturuyordu siyah giysili adam. Saçları yağlı ve omuzlarına geliyor, duruşu ve elinde tuttuğu acı içki de onun bu giysisini pek bozmuyordu. Yorgunluğu yarı kapalı göz kapaklarından, uzun zamandır bir kadına yaklaşmayışı da artık sertleşmiş ve kurumuş el derilerinin görünüşünden belli oluyordu.

Adam üçüncü bardağı da boşalttıktan sonra ayağa kalkıp yavaş yavaş bardan çıkmaya çalıştı. Duvarlar onu tutarcasına önünde ilerliyordu belki, belki adam fazla sarhoş olmuştu. Ağlamaklıydı ve bir şeyleri özlüyordu çok uzun zaman önce unuttuğu.

Adımlarını yavaşlattı ve pek nefes almadan bodrum katından çıkan merdivenleri tırmanmaya başladı. Merdivenin sonuna, barın arka kapısına ve sonunda çürümüş, bozulmuş kokan arka sokağa sırayla ulaştıktan sonra derin bir nefes alabildi sonunda. Elini cebine götürdü. Sigara paketi boştu ve zaten adam elini götürür götürür vazgeçmişti. Cebinde kırık bir kalem ve bir kaç kağıt vardı sigara paketinin yanında. Adam artık bacağına batan sivri uçları önemsemiyordu.

Adam biraz durdu ve biraz da yürüdü. Ulaştığı barlar ve konuştuğu adamlar oldu. Hepsini aştığında ise kendini farklı bir barın, ceset kokulu bir şarkısını dinlerken buldu. Yanında bir adam vardı ve adam kirli, düzensiz bir sakala sahipti. Ağzını açmaya korkuyordu belli ki, konuşmaya korkuyordu çünkü içkisini ağzına hızlı hızlı götürüyor ve sürekli zihnini ve dilini, içtiği sert tatlı içkiyle meşgul ediyordu.

"Bu seni öldürecek." dedi sonunda içkisini bitirdiğinde. "Sessizce."

Bardan çıktı ve elini yine bir kaç kağıt parçasının ve kırık bir kalemin olduğu cebine götürmeyi düşündü.

"Bu beni öldürecek" dedi kendi kendine, daha demin adamın söylediğini düşünerek.Gülümsedi. Ceplerini boşalttı ve sokağa saçtı. Üstündeki ince gömle sığınarak kalabalığa karıştı. Düşünmek istemedi. İsmini bilmediği ve nereye gideceğine hiç bakmadığı otobüslere bindi. Bir daha o gittiği barlara uğradığı görülmedi.